Bir han avlusunda kahve içmek, binlerce yıllık sofra eşyalarının peşine düşmek, öğle yemeğinde Ankara tava söylemek… Ardından apartmanların bile anlatacak hikayesi olduğu sokaklarda yürüyüp Kuğulu Park’ta mola vermek. Ankara’da iki günü böyle geçirmeye ne dersin?
Başkenti keşfetmenin keyifli yollarından biri, müzelerle semt hayatını aynı rotada buluşturmak. Biz de ilk günü Ulus ve Kale çevresine, ikinci günü Cinnah ve Tunalı’ya ayırdık. Araya tarihi hanları, bir sanat molasını ve şehrin sevilen lezzetlerini ekledik. Üstelik her durakta biraz daha dikkatli bakmanı sağlayacak küçük ayrıntılar da var. Ucuz Ankara uçak biletini nerede bulacağını zaten biliyorsun.
Ankara Uçak Bileti Ara
Ankara’da 2 Günlük Gezi Rotası Nasıl Planlanır?

Ankara Kalesi
Bu program için Ankara’ya iki tam gün ayırmanı öneriyoruz. Varış ve dönüş saatlerin gezi süreni kısaltıyorsa duraklar arasında seçim yapabilirsin.
İlk gün Ulus, Anafartalar Çarşısı, Kale çevresindeki müzeler, hanlar ve CerModern var. İkinci gün Anıtkabir’den Cinnah’a, ardından Kuğulu Park, Tunalı ve Esat Hal’e geçiyoruz. Her ayın ilk pazarı kurulan Ayrancı Antika Pazarı ise tarihine denk gelenler için keyifli bir bonus.
Şehre ilk adımı Esenboğa Havalimanı’nda atıyorsan merkezdeki durağımıza (Ulus veya Kızılay) Havaş ya da Ankara Air eski adıyla Belko Air otobüsleriyle yaklaşık 45-60 dakikada ulaşabilirsin.
Müzeler ve yemek durakları arasında seçim yapmak senin gezi tempona bağlı. Her kapıdan içeri girmeye çalışmadan merak ettiğin yerlere zaman ayırmak bu gezinin keyfini artıracak. Anafartalar’dan Kale bölgesine taksiyle çıkarsan dik yokuşa harcayacağın enerjiyi sokaklara ve müzelere saklayabilirsin. Kale-CerModern ve Anıtkabir-Cinnah geçişlerinde de toplu taşıma veya taksi işini kolaylaştırır.
1. Gün: Ulus’ta Tarih, Han Avluları ve Ankara Sofrası

Ankara simidi
Ankara’da güne başlamak için gösterişli bir sofraya ihtiyacımız yok. Fırından yeni çıkmış bir simit ve demli çay yeterli. Üstelik önümüzdeki yemek molalarını düşününce ilk sabahı biraz hafif geçirmek fena fikir sayılmaz.
Ankara simidinin o koyu renginin bir hikayesi var. Yoğun üzüm pekmezi, simide hem rengini hem kendine özgü lezzetini veriyor. İnce yapısı ve çıtır dokusuyla da başka şehirlerdeki simitlerden ayrılıyor.
Anafartalar Çarşısı: Vitrinlerin Arasında Sanat
Anafartalar Çarşısı’nda gözünü yalnızca vitrinlerde tutma. Duvarlarda Füreya Koral ve Seniye Fenmen’in seramik eserleri, Nuri İyem’in soyut resimleri var. Alışverişin gündelik telaşı sürerken bu eserlerle karşılaştığında şaşıracağına eminiz.
Katlar arasında dolaşırken seramiklerin renklerine ve dokularına biraz yakından bak. Burası aynı zamanda 1967’de açılan, Ankara’nın yürüyen merdivenli ilk alışveriş merkezi olarak biliniyor. Şehrin alışveriş hafızasıyla sanat tarihinin aynı binada buluştuğu bir duraktayız.
Çarşı gezisi bittiğinde Kale bölgesine doğru bir taksiye atlayalım. Yokuş oldukça dik. İlk ziyaret edeceğin müzeyi varış noktası olarak belirtmen yeterli.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi: Tarihin İçinde Bir Sabah
İlk kez geliyorsan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne yaklaşık iki saat ayır. Anadolu’nun farklı dönemlerinden eserler arasında gezerken ilgini çeken bir ayrıntının önünde oyalanmak için zamanın olsun. Kültür Bakanlığı’na bağlı olan bu müzede Müzekart geçerli.
Burada binanın kendisi de koleksiyon kadar ilgi çekici. Müze, Mahmut Paşa Bedesteni ile Kurşunlu Han’dan oluşan tarihi yapı topluluğunda yer alıyor. Sergi salonlarını barındıran bedesten, geçmişte Ankara’nın sof kumaşı ticaretiyle bağlantılıymış. Bugün arkeolojik eserlerin arasında dolaştığın yerde bir zamanlar ticaretin hareketi varmış. Arada başını kaldırıp kubbelere bakmayı unutma.
Gündelik Hayatın İzlerini Merak Edenlere: Erimtan
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni daha önce gezdiysen sırayı Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’ne ver. Koleksiyonun hikayesi, Yüksel Erimtan’ın 1960’ta aldığı Roma yüzük taşlarıyla başlıyor. Parfüm şişeleri, aynalar, takılar, sürahiler ve kaselerle geçmişin gündelik hayatına açılıyor.
Sofra eşyalarının önünde biraz durmaya değer. Roma dönemine ait eserlerin bir bölümü mutfak, yemek ve ziyafet temalarıyla sergileniyor.
Sanayi ve Tasarım Meraklılarına: Rahmi M. Koç Müzesi
Bir diğer seçenek, kalenin ana giriş kapısının karşısındaki Ankara Rahmi M. Koç Müzesi. Çengelhan, Safranhan ve RMKM Çocuk Binası’ndan oluşan müze, endüstri ve mühendislik mirasına odaklanıyor. Tarihi hanların içinde sanayi tarihini keşfetme fikri hoşuna gittiyse ana müze durağın burası olsun.
Bu üç müzeden birini seçmek, günün geri kalanına rahatça zaman bırakıyor. Günün sonundaki CerModern’e daha uzun zaman ayırmak istersen sabahki müze tercihini tek bir noktayla sınırlandırabilirsin.
Yol Üstünde Kelimelerin Peşine Düş: Kelime Müzesi
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden Kale yönüne uzanan Gözcü Sokak’ta bu kez kelimeler karşılıyor bizi. Şermin Yaşar’ın kurduğu Kelime Müzesi; Türkçe kelimeleri, deyimleri ve atasözlerini nesneler ve görsel tasarımlarla anlatıyor.

Kale Sokakları, Ankara Manzarası ve Han Avluları
Müzelerden sonra biraz açık hava iyi gelecek. Kale çevresinin sokaklarında yürürken eski evlere, kapılara ve aralardan görünen şehir manzarasına bak. Fotoğraf için durduğun her köşede Ankara’nın başka bir ayrıntısını göreceksin.
Manzaralı Bir Sofra: Safranhan Terası
Bu manzarayı oturarak seyretmek isteyenler için adres, Safranhan Brasserie’nin terası. Ankara’ya yukarıdan bakan bir masada yemek molası vermek, Kale gezisini uzatmak için güzel bir sebep. Önce şehri seyret, sonra menüyü aç. Terasın hizmet verdiği dönemi ve masa durumunu gitmeden önce sormakta fayda var. Öğle yemeği için Safranhan’ı seçersen birazdan anlatacağımız Boğaziçi Lokantası başka bir öğüne kalsın.
Pirinç Han’da Kahve Zamanı
Atpazarı çevresinde dolaşırken Pirinç Han’a da uğruyoruz. Avlulu ahşap yapı ve antikacı dükkanları, gezinin temposunu kendiliğinden yavaşlatıyor. Vitrinde gözüne takılan küçük bir eşyanın hikayesini sormakla başlayan sohbetin nereye varacağı belli olmaz.
Kahve molamız Pirinç Han Cafe’de. Avlunun içinde bir masa, kahve ve biraz dinlenme zamanı. Dükkanları gezdikten sonra oturup etrafa bakmak da bu ziyaretin bir parçası.

Denizciler Caddesi’nde Ankara Tava Molası
Öğle yemeğini lokanta sofrasında yemek istersen Denizciler Caddesi’ne inebilirsin. Tarihi Boğaziçi Lokantası, Ankara tava için not edilecek adreslerden. Lokanta, bu yemeği 1956’dan beri eski reçetelere bağlı kalarak hazırladığını belirtiyor.
Kuzu ya da koyun etiyle hazırlanan pilavlı Ankara tava, ilk günün yerel lezzet molası için ideal. Ankara tavasını sor, yanına da iştahına göre bir zeytinyağlı seç.
CerModern: Kapıda Bir Ankara Hikayesi
İlk günün son durağı CerModern. Tarihi yapılar ve arkeolojik eserlerle geçen saatlerin ardından güncel sanatla buluşuyoruz. Sergiler ve etkinlikler dönemsel olarak değişiyor; gezi öncesinde programı inceleyip ilgini çeken sergiye zaman ayır.
İçeri girmeden önce Su Perileri Heykeli’ni bul. 1924’te İtalya’dan Ankara’ya getirilen bronz heykel; yıllar içinde Hacettepe, Kızılay ve Tandoğan gibi farklı noktalara taşınmış. Uzun yolculuğunun ardından 2010’da CerModern’in önüne yerleşmiş.
CerModern pazartesi günleri kapalı. Gezinin ilk günü pazartesiye denk geliyorsa bu ziyareti başka bir güne alabilirsin.
2. Gün: Anıtkabir’den Cinnah’a, Kuğulu Park’tan Tunalı’ya

Anıtkabir
İkinci güne Anıtkabir ziyaretiyle başlıyoruz. Aslanlı Yol, tören alanı ve mozolenin ardından Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’ne zaman ayırıyoruz. Bu bölüm için yaklaşık iki-üç saat bırakmak iyi olur; yoğun günlerde ziyaret daha uzun sürebilir. Cinnah ve Tunalı gezisi öğleden sonraya kalsın, burada saate bakarak dolaşmayalım.
Ziyaretin ayrıntıları Ata’ya Saygı: Anıtkabir Gezisi ve Ankara Turu başlıklı yazımızda. Güncel saatler için yola çıkmadan Anıtkabir’in resmi sitesini de kontrol et.
Cinnah’ta Yürüyüş, Arada Lezzet Molası
Anıtkabir’in ardından Cinnah Caddesi çevresine geçiyoruz. Buraya taksiyle geçip caddeden yokuş aşağı keşfine başlayabilirsin. Apartmanlara bakarak yürümek, Yeşilyurt Sokak’a sapmak, küçük işletmelerin önünde durmak… Gezinin bu bölümünde Ankara’nın gündelik hayatına karışıyoruz.
Geç kahvaltı sevenler için UN Bakery Breakfast Club, Güvenevler’de Alaçam Sokak No:19’da. Kahvaltı ve fırın ürünleri için bu adresi yürüyüşüne ekle. Menüyü gördükten sonra günün sandviç molasını biraz ertelemek istemen mümkün.
Öğle yemeğini sandviçle geçirmek isteyenlere ise Sapori DiGuerra var. Cinnah Caddesi 46/A’daki mekan, İtalyan mutfağından ilham alan sandviçleriyle rotaya lezzetli bir ara verdiriyor.
Cinnah 19: Bir Apartmanın Hikayesi
Cinnah’ta yürürken 19 numaranın önünde biraz duralım. Mimar Nejat Ersin’in tasarladığı Cinnah 19, Ankara’nın modern mimarlık örneklerinden biri. Mimarlar Derneği 1927, 2013’te binada edindiği iki daireye taşınmış.
Apartmanın ilginç ayrıntısı ise terasındaki havuz. İlk çizimlerde bahçede düşünülen havuzun terasa taşınması, yapıda ortak yaşam alanlarına verilen önemi anlatan küçük bir ipucu. Cadde boyunca sıralanan binaların hikâyelerini öğrendikçe yürüyüş de başka bir keyif kazanıyor.
Cinnah 19’u dışarıdan inceliyoruz; iç mekanlar ve teras serbest ziyarete açık değil. Binadaki bir etkinliğe katılmak için Mimarlar Derneği 1927’nin duyurularını takip etmek gerekiyor.

Kuğulu Park, beyaz kuğu
Kuğulu Park’ta Bir Bank, Tunalı’da Bir Mola
Cinnah’tan Kuğulu Park yönüne inerken biraz dinlenmeyi hak ettik. Boş bir bank bulup otur, havuzu ve etraftaki hareketi seyret. Ankara’da gezilecek yerler listesinin tanıdık duraklarından Kuğulu Park, kısa bir molayla bile gezinin hatırda kalan anlarından birine dönüşüyor.
Kahve için The Junior Coffee&Sandwiches, Atatürk Bulvarı No:237/17’de. Kahvenin yanına sandviç de isteyenler, öğle molasını Sapori DiGuerra yerine burada verebilir. İkinci günün lezzet seçenekleri bol; hangisine ne kadar yer ayıracağın tamamen kendi iştahına kalmış.
Tunalı Hilmi Caddesi’ndeki Kıtır ise kumpir ve kokoreç isteyenleri bekliyor. Öğle yemeğini buraya sakladıysan siparişini verip yürüyüşe ara verelim. Daha önce yemek yediysen de adresi not et, bir sonraki Ankara gezisine küçük bir bahane olsun.
Tunalı’dan Esat Hal’e
Tunalı Hilmi Caddesi boyunca dükkanlara bakarak ilerliyor, ardından Küçükesat yönüne dönüyoruz. Sıradaki durak Esat Hal. 1980’lerde semt hali olarak yapılan bina; yenilenerek kültür, sanat, yerel üretim ve gastronomiyi buluşturan bir alana dönüştürüldü. Yıkılmadan güçlendirilen yapıda bugün sanat galerisi ve yerel gastronomi işletmeleri bir arada. Bir yandan sergi gezip bir yandan yeme-içme alanlarına göz atmak için rotaya güzel bir ek.
Gitmeden güncel etkinlik programını incele. Akşam uzun bir sofraya oturacaksan buradaki molayı küçük tut. Çünkü sırada günün son yemeği var.
Akşam Sofrası: Göksu Lokantası
İki günlük gezinin son akşamında Göksu Lokantası’nın Nene Hatun şubesine oturuyoruz. Nenehatun Caddesi No:5’teki adres, Tunalı ve Küçükesat çevresindeki yürüyüşün ardından yemek için güzel seçeneklerden biri. Özellikle hafta sonu için önceden rezervasyon yaptırmak iyi olur.
Tarihine Denk Gelirse: Ayrancı Antika Pazarı

Ayrancı Antika Pazarı
Eski eşyalara bakarken zamanın nasıl geçtiğini anlayamayanlardan mısın? O zaman gezi tarihini Ayrancı Antika Pazarı’nın takvimiyle karşılaştır. Dikmen Caddesi’ndeki bu pazar her ayın ilk ve son pazar günü kuruluyor.
Ziyaret tarihindeki durumu yine de Çankaya Belediyesi’nden teyit etmekte fayda var. Tarihler uyuyorsa Anıtkabir’den sonra Cinnah’a geçmeden önce pazara uğra. Bu durumda Tunalı çevresindeki molaları biraz kısaltıp antikalara daha çok zaman ayırabilirsin.
Bu öneri ile yazımızın sonuna geliyoruz, ancak okumaya devam etmek istiyorsan “Eskişehir Gezi Rehberi: Hafta Sonu – Günübirlik Eskişehir Gezisi” başlıklı yazımıza geçebilirsin.



