İçindekiler
Muhteşem gün batımları, huzur kokan sakin sokaklar ve uçsuz bucaksız bir doğa… Bir ada hayal et; Cittaslow ruhuyla zamanı yavaşlatan, lacivert deniziyle ruhu dinlendiren bir yer. Evet, rotamızı Türkiye’nin en batı ucuna, Gökçeada’ya çeviriyoruz!
Burası sadece bir ada değil, aynı zamanda güneşin Anadolu topraklarına en son veda ettiği o büyülü nokta. Özellikle haziran sonunda gün batımı 20.49-20.50 civarında gerçekleşiyor. Eğer sen de 21 Haziran ekinoksunu değerlendirip yılın en uzun gününü unutulmaz bir deneyime dönüştürmek istersen rotan çoktan belli.
Senin için hazırladığımız bu 4 günlük Gökçeada gezi rehberiyle Rum köylerinin taş sokaklarından masmavi koylara, en lezzetli ada sofralarından gizli gün batımı noktalarına kadar her anı dolu dolu planladık. Hazırsan başlıyoruz; en güzel gün batımları senin olsun!
Gökçeada Nerede?

Kaleköy kalesinin antik penceresiyle çerçevelenmiş Bademli köyü – Türk Ege adası Gökçeada (İmbros) Çanakkale, Türkiye
Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada, Çanakkale’ye bağlı bir yerleşim birimi. Ege Denizi’nin kuzeyinde, Saros Körfezi’nin girişinde yer alan adanın kuzeyinde Yunanistan’ın Semadirek (Samothraki) Adası bulunuyor. Gelibolu Yarımadası ile komşu olan Gökçeada’nın güneyinde ise Bozcaada var.
Gökçeada’ya Nasıl Gidilir?

Volkanik kütlelerden meydana gelen bu büyük adaya gidebilmek için ucuz Balıkesir-Edremit uçak bileti alabilirsin. Yani Gökçeada’ya ulaşmanın en konforlu ve manzaralı yolu bulutların üzerinden geçiyor. Havalimanına indikten sonra araç kiralayarak Ege’nin zeytinliklerle dolu yollarından kuzeye doğru keyifli bir sürüş yapabilirsin.
Balıkesir-Edremit Uçak Bileti
Edremit’ten yaklaşık 2 saatlik yolculukla önce Kaz Dağlarının eteğinden geçecek, ardından Ezine üzerinden Kabatepe Limanı’na ulaşacaksın. Kabatepe’den kalkan GESTAŞ feribotuyla yaklaşık 1 saat 15 dakikada Kuzu Limanı’na varacaksın.
| Kabatepe’den Kalkış Saati | Gökçeada’dan Kalkış Saati |
| 09:00 | 07:00 |
| 13:00 | 11:00 |
| 17:00 | 15:00 |
| 21:00 | 19:00 |
Sefer saatleri mevsime ve hava durumuna göre değişiklik gösterebiliyor. Güncel saat bilgisi ve seferlerini takip edebilmek için Gestaş Sefer Tarifeleri sayfasını mutlaka kontrol etmeni öneririz.
Özellikle yaz aylarında ve hafta sonlarında feribot sırası beklememek için online rezervasyon yaptırabilirsin.
Gökçeada’da Kaç Gün Kalınır?

Gökçeada, Türkiye’nin en büyük adası olduğu için şöyle bir uğrayıp geçilecek yerlerden değil. Adanın ruhuna dokunmak, rüzgarını hissetmek ve o meşhur gün batımlarının tadını çıkarabilmek için ideal süre 4 gün.
İlk 2 gün adanın ikonik Rum köylerini (Zeytinli, Tepeköy, Bademli) keşfetmek, taş sokaklarda kaybolmak ve Kaleköy’de akşam yemeği yemek için anca yetiyor. 3. gün adanın sadece sörfçülerin değil, huzur arayanların da rotası olan plajlarına (Aydıncık, Laz Koyu, Yıldız Koy) ve Gizli Liman gibi uç noktalara gidebilirsin. 4. gün ise adanın gerçek cittaslow moduna girdiğin, Marmaros Şelalesi gibi gizli rotaları keşfettiğin veya en sevdiğin köyde bir yorgunluk kahvesi içip vedalaştığın o kıymetli zaman dilimi olur.
Eğer vaktin kısıtlıysa 2 güne en popüler noktaları sığdırabilirsin, ama Gökçeada’nın o mistik havasını solumak istiyorsan takviminde mutlaka 4 güne yer açmalısın.
Gökçeada 1. Gün

Gökçeada Kefalos sahilinde havada uçan martılar ve arka planda eski bir tahta cankurtaran taburesi; muhteşem bir sahil manzarası.
Gökçeada’daki ilk gününde adanın tarihi dokusunu, nostaljik Rum köylerini ve o meşhur ada sakinliğini iliklerine kadar hissedeceğiz.
Sabah
Feribottan indikten sonra ilk durağın adanın merkezi olsun. Gökçeada’nın ritmine alışmak için en güzel yol, fırınlardan yükselen o meşhur kurabiye kokusunu takip etmek. Eşyalarını kalacağın yere bıraktıktan sonra meydandaki pastanelerden birine oturup adanın imzası haline gelen efibadem kurabiyesinin tadına bak. Yanına bir tavşan kanı çay söyleyip adanın günlük hayatını izleyebilirsin. Burayı yorgunluğunu atma noktası olarak düşün.
Öğlen
Öğle saatlerinde adanın en popüler ve fotojenik noktası olan Zeytinli Köyü’ne geçiyoruz. Daracık taş sokaklarda renkli kapıların ve devasa sardunyaların arasında kaybol. Zeytinli, adanın en eski yerleşimlerinden biri ve her köşesi ayrı bir hikaye anlatıyor.
Öğle yemeği için köyün girişindeki veya ara sokaklarındaki yerel lokantalarda mola verebilirsin. Burada mutlaka adanın imza yemeklerinden biri olan ciciryayı (Rum mutfağına özgü, peynirli ve naneli bir tür hamur işi) denemeni öneririz. Yanına taze ada otlarıyla hazırlanmış bir salata ekleyerek hafif ama yöresel bir başlangıç yapabilirsin. Yemeğin üzerine adanın meşhur dibek kahvesini içmek ve sakızlı muhallebinin tadına bakmak için sokak aralarındaki o nostaljik kafelere geçebilirsin. Adada yemek yerken acele etme; burası zamanı kovalamadığın sakin bir yer.
Gün Batımı
Zeytinli’nin kalabalığından sıyrılıp günü Türkiye’nin en özel noktalarından birinde batırmaya hazırsan istikamet Eski Bademli Köyü. Eski Bademli, adanın balkonu olarak biliniyor. Köyün girişindeki asırlık çınarların altından geçip manzara noktasına ulaştığında karşında devasa Semadirek Adası’nı, altında ise Kaleköy Limanı’nı göreceksin. Güneş yavaş yavaş Ege’nin lacivert sularına gömülürken gökyüzünün büründüğü turuncu ve mor renkleri izlemek için burası muhteşem bir yer. İşte, güneşin en geç vedalaştığı yerdesin.
Gökçeada 2. Gün

Gökçeada’daki Eski Bademli köyünün yüksek asfalt yolundan Samothraki (Semadirekt) adasının manzarası. Aşağıda Kaleköy köyü, yeşil tarlalar, gün batımı ve dağların üzerindeki bulutlar.
Zamanı yavaşlatmaya 2. günde de devam ediyoruz. İkinci günümüzde adanın hareketli, şifalı ve bir o kadar da özgür yanıyla tanışmaya hazırsan rüzgarı arkamıza alıp yola koyuluyoruz.
Sabah
Güne adanın en enerjik noktalarından biri olan Aydıncık (Kefalos) Plajı’nda başlayabilirsin. Burası sadece denize girmek için değil, rüzgarla dans etmek için de ideal.Eğer macerayı seviyorsan windsurf veya kitesurf yapmayı deneyebilirsin. Eğer sadece izlemek istersen rengarenk sörf yelkenlerinin gökyüzüyle buluştuğu o eşsiz manzarayı seyretmek bile yetiyor. Aydıncık yolunda ilerlerken karşına adanın gerçek sahipleri olan Gökçeada keçileri çıkacak.
Öğlen
Aydıncık’ın hemen yanı başında yer alan Tuz Gölü, bembeyaz görüntüsüyle seni karşılayacak. Burası sadece görsel bir şölen sunmuyor, aynı zamanda doğal bir şifa kaynağı. Gölün siyah çamuruyla meşhur çamur banyosunu yapıp cildini tazeleyebilirsin.
Acıktığında Eşelek Köyü yakınlarındaki yerel restoranlara uğrayabilirsin. Adanın kekik kokulu meralarında yetişen hayvanlardan gelen oğlak tandırı denemek için en doğru zamanlardasın. Eğer daha hafif bir seçenek istersen taze Ege mezeleriyle dolu sofralar seni bekliyor.
Gün Batımı
Günü batırmak için bu kez adanın en yüksek köylerinden biri olan Tepeköy’e çıkıyoruz. İşte burası, güneşin o meşhur altın saatini en iyi hissedeceğin yer. Köyün en tepesinde bulunan asırlık anıt çınarları göreceksin. Burada kahveni yudumlarken uzayan gölgelerin taş evlerin üzerine düşüşünü ve güneşin Semadirek Adası’nın arkasından süzülüşünü izle.
21 Haziran civarında buradaysan şanslısın. Gökyüzü bir türlü kararmak bilmediği için akşam yemeği sofraları upuzun bir sohbete dönüşecek. İnsanların yüzyıllardır en uzun günü kutladığı bu topraklarda geç kararan gökyüzünün tadını lezzetli ada mezeleri eşliğinde çıkarabilirsin.
Gökçeada 3. Gün

Türkiye’nin Gökçeada bölgesinde, rustik bir masa ve mavi sandalyelerin bulunduğu bir terastan görülen, köy evlerinin ve tepelerin manzarası.
Üçüncü günümüzde rotamızı adanın biraz daha el değmemiş, keşfedilmeyi bekleyen yüzüne çeviriyoruz. Kalabalıklardan uzaklaşmaya hazırsan başlıyoruz.
Sabah
Adada bir şelale olduğunu duyunca şaşırabilirsin, ama Gökçeada’nın doğası sürprizlerle dolu. Güne biraz hareket ve bolca oksijenle başlıyoruz. Dereköy yakınlarındaki yangın yolundan girerek ulaşılan Marmaros Şelalesi’ne doğru doğa yürüyüşüne çıkabilirsin. Çam ağaçlarının kokusu eşliğinde yapacağın bu yürüyüşün sonunda seni serin sular karşılayacak.
Küçük Bir Not: Burası adanın en sapa ve el değmemiş noktalarından biri olduğu için yanına mutlaka su ve rahat bir yürüyüş ayakkabısı almayı unutma.
Öğle
Doğa yürüyüşünün ardından rotamız bir zamanlar Türkiye’nin en kalabalık köyü olan Dereköy. Şimdi sessizliğe bürünen bu devasa köyün terk edilmiş taş evleri, eski çamaşırhanesi ve kilisesi arasında bir fotoğraf turuna çıkabilirsin.
Köyün girişindeki kahvehanelerde veya yerel işletmelerde basit ama çok lezzetli anne yemeği tadında bir öğle yemeği yiyebilirsin. Adanın zeytinyağlıları burada bir başka güzel.
Gün Batımı
Geldik yazımızın asıl kahramanına… Türkiye’nin en batı ucunda, güneşin Anadolu topraklarını en son terk ettiği noktada günü batıracağız. Uğurlu Köyü’nün içinden geçerek ulaşılan Gizli Liman, adını gerçekten hak ediyor. Çam ormanının bittiği yerde başlayan bu uçsuz bucaksız kumsal, adeta dünyanın sonuna gelmişsin hissi veriyor.
Saatlerin 20:50 civarına yaklaştığı o anlarda denizin içinde güneşin batışını izleyebilirsin. Diğer şehirlerde karanlık çökmüşken senin burada hala turuncu ışıklar içinde yüzüyor olman, yaz gündönümünün sana en büyük hediyesi olacak.
Gökçeada 4. Gün

Gökçeada Uğurlu mevkiinde Gizli Liman plajında bulunan deniz mağarası.
Gökçeada’daki son günümüzde adanın sadece yüzeyini değil, derinliklerini de keşfedip damaklarımızda unutulmaz izler bırakacak bir final yapıyoruz.
Sabah
Güne adanın en berrak ve canlı noktalarından biri olan Yıldız Koy’da başlıyoruz. Burası sadece bir plaj değil, Türkiye’nin tek sualtı milli parkı. Şnorkelini ve deniz gözlüğünü yanına almayı unutma. Çünkü gözlüğünle suyun altına daldığın an Ege’nin renkli balıkları ve deniz çayırları arasında bambaşka bir dünyaya konuk olacaksın. Denizin sakin olduğu sabah saatleri ise sualtı görüşü için en uygun zaman.
Öğlen
Adanın kekik kokulu meralarında serbestçe dolaşan hayvanlardan elde edilen o meşhur oğlak tandır için masaya oturma vakti. Ağır ateşte saatlerce pişmiş lokum gibi bir etle adaya gurme bir veda yapabilirsin.
Yıldız Koy’dan sonra hemen yan taraftaki Kaşkaval Burnu’na mutlaka uğramanı öneririz. Üst üste dizilmiş peynir tekerleklerini andıran bu kayalıklar, doğanın Gökçeada’ya bıraktığı en tuhaf ve güzel imzalardan biri.
Gün Batımı
Feribot saati yaklaşırken adanın en ikonik limanlarından biri olan Kaleköy’de son anlarımızı değerlendiriyoruz.
Limandaki balıkçı teknelerini ve karşıdaki Semadirek Adası’nı izleyebileceğin bir kafeye oturup Gökçeada’nın o hiç bitmeyen rüzgarını son kez hissederken 4 gün boyunca biriktirdiğin anıları zihnine kazıma zamanı.
Eğer henüz almadıysan feribota binmeden önce merkezden bir paket efibadem ve yerel zeytinyağlarından almayı unutma.
Bu öneri ile de yazımızın sonuna geliyoruz, ancak okumaya devam etmek istiyorsan “Çanakkale’nin En Güzel Köyleri” başlıklı yazımıza geçebilirsin.



